The Avalanche
Çığ
Deneyimli bir dağcı olan Tarık, arkadaşı Murat'la birlikte kış tırmanışına çıkar. Beklenmedik bir çığ Murat'ı karın altına gömer. Tarık, saatlerce süren umutsuz bir kurtarma mücadelesi verir. Bu olay, ona doğanın gücünü ve bir dostluğun değerini öğretir.

Altı noktalı kelimelere dokun, anlamı çıksın.
Tarık and Murat were mountain climbers. They had been climbing together for fifteen years. The mountains were their passion. One winter, they decided to climb a difficult in the Kaçkar Mountains. They had planned the trip for months. They had checked the weather, prepared their equipment, and studied the route carefully. They were ready.
Tarık ve Murat deneyimli dağcılardı. On beş yıldır birlikte tırmanıyorlardı. Dağlar onların tutkusuydu. Bir kış, Kaçkar Dağları'nda zor bir zirveye tırmanmaya karar verdiler. Yolculuğu aylarca planlamışlardı. Hava durumunu kontrol etmiş, ekipmanlarını hazırlamış ve rotayı dikkatlice incelemişlerdi. Hazırdılar.
The first day of the climb went well. The weather was clear and cold. The two friends climbed up the snowy mountain. They were happy and confident. In the evening, they made camp on a flat area of snow. They drank hot tea and looked at the stars. "This is why we climb," said Murat. "There is nothing more beautiful than the mountains in winter."
Tırmanışın ilk günü iyi geçti. Hava açık ve soğuktu. İki arkadaş karlı dağda istikrarlı bir şekilde tırmandı. Mutlu ve özgüvenliydiler. Akşam düz bir kar alanında kamp kurdular. Sıcak çay içtiler ve yıldızlara baktılar. "İşte bu yüzden tırmanıyoruz," dedi Murat. "Kıştaki dağlardan daha güzel bir şey yok."
The next morning, they continued their climb. But the mountain had changed. It had been snowing heavily during the night, and a lot of fresh, loose snow had gathered on the steep . Tarık felt uneasy. He had been climbing long enough to know the danger. "The snow is ," he said. "We must be very careful. There could be an ."
Ertesi sabah tırmanışlarına devam ettiler. Ama dağ değişmişti. Gece boyunca şiddetli kar yağmıştı ve dik yamaçlarda çok fazla taze, gevşek kar birikmişti. Tarık huzursuz hissetti. Tehlikeyi bilecek kadar uzun süredir tırmanıyordu. "Kar dengesiz," dedi. "Çok dikkatli olmalıyız. Çığ olabilir."
They walked carefully across the slope. But suddenly, they heard a terrible sound — a deep, cracking roar. Tarık's blood ran cold. "Avalanche!" he screamed. Above them, a huge wall of snow had broken free and was rushing down the mountain toward them. It was moving incredibly fast. There was no time to run. The wave of snow hit them with tremendous force.
Yamaçta dikkatlice yürüdüler. Ama birden korkunç bir ses duydular — derin, çatlayan bir gürleme. Tarık'ın kanı dondu. "Çığ!" diye bağırdı. Üstlerinde kocaman bir kar duvarı koparak dağdan onlara doğru hızla iniyordu. İnanılmaz hızlı hareket ediyordu. Kaçacak zaman yoktu. Kar dalgası onlara müthiş bir güçle çarptı.
When the snow stopped, Tarık found himself half- but alive. He had been lucky; the edge of the avalanche had caught him. But Murat was gone. He had been completely buried under the snow. Tarık's heart filled with terror. "Murat!" he shouted. There was no answer. He knew that a buried person had only minutes to live. He had to act immediately.
Kar durduğunda Tarık kendini yarı gömülü ama hayatta buldu. Şanslı olmuştu; çığın kenarı onu yakalamıştı. Ama Murat kaybolmuştu. Tamamen karın altına gömülmüştü. Tarık'ın kalbi dehşetle doldu. "Murat!" diye bağırdı. Cevap yoktu. Gömülü bir insanın yaşamak için sadece dakikaları olduğunu biliyordu. Hemen harekete geçmesi gerekiyordu.
Tarık used his avalanche , a device that finds buried climbers. His hands were shaking, but his training took over. The device led him to a spot in the snow. He began to desperately with his hands and a small shovel. The snow was heavy and hard. He dug and dug, fighting against time. "Hold on, my friend," he whispered. "I am coming."
Tarık, gömülü dağcıları bulan bir cihaz olan çığ cihazını kullandı. Elleri titriyordu ama eğitimi devreye girdi. Cihaz onu kardaki bir noktaya yönlendirdi. Elleriyle ve küçük bir kürekle çaresizce kazmaya başladı. Kar ağır ve sertti. Zamana karşı savaşarak kazdı ve kazdı. "Dayan dostum," diye fısıldadı. "Geliyorum."
After what felt like an eternity, Tarık's shovel touched something. It was Murat's backpack. He dug faster, his arms burning with exhaustion. Finally, he reached Murat's face. His friend was and blue, but he was breathing. Tarık cleared the snow from his mouth and nose. He pulled Murat out of the snow and began to warm him.
Sonsuzluk gibi gelen bir sürenin ardından Tarık'ın küreği bir şeye dokundu. Murat'ın sırt çantasıydı. Daha hızlı kazdı, kolları bitkinlikten yanıyordu. Sonunda Murat'ın yüzüne ulaştı. Arkadaşı baygın ve mosmordu ama nefes alıyordu. Tarık ağzındaki ve burnundaki karı temizledi. Murat'ı kardan çıkardı ve onu ısıtmaya başladı.
Slowly, Murat opened his eyes. He was very weak and cold, but he was alive. Tarık wrapped him in blankets and gave him warm liquid. Then he used his radio to call for help. A rescue helicopter came and took them both to safety. The doctors said that Murat would fully. Tarık had saved his friend's life.
Yavaş yavaş Murat gözlerini açtı. Çok zayıf ve soğuktu ama hayattaydı. Tarık onu battaniyelere sardı ve sıcak sıvı verdi. Sonra yardım çağırmak için telsizini kullandı. Bir kurtarma helikopteri geldi ve ikisini de güvenli bir yere götürdü. Doktorlar Murat'ın tamamen iyileşeceğini söyledi. Tarık arkadaşının hayatını kurtarmıştı.
In the hospital, Murat took Tarık's hand. "You saved my life," he said weakly. "If you had panicked, I would have died under that snow. But you stayed calm. You dug me out. I will never forget this." Tarık shook his head. "You would have done the same for me," he said. "That is what friends are for."
Hastanede Murat Tarık'ın elini tuttu. "Hayatımı kurtardın," dedi zayıfça. "Panik yapsaydın o karın altında ölürdüm. Ama sakin kaldın. Beni kazıp çıkardın. Bunu asla unutmayacağım." Tarık başını salladı. "Sen de benim için aynısını yapardın," dedi. "Dostluk bunun içindir."
The two friends still climb mountains together, but they are even more careful now. The avalanche taught them a powerful lesson. "The mountains are beautiful, but they are also dangerous," Tarık says. "Nature is stronger than any human. We must always respect it. And on that day, I learned something else too: a true friend is someone who will dig through a mountain of snow to save you."
İki arkadaş hâlâ birlikte dağlara tırmanır ama artık daha da dikkatlidirler. Çığ onlara güçlü bir ders verdi. "Dağlar güzeldir ama aynı zamanda tehlikelidir," der Tarık. "Doğa herhangi bir insandan daha güçlüdür. Ona her zaman saygı göstermeliyiz. Ve o gün başka bir şey daha öğrendim: gerçek bir dost, seni kurtarmak için bir dağ kadar karı kazacak kişidir."
Kelimeler
Hikayedeki 11 yeni kelime, hikayeden örnek cümleleriyle.
experienced mountain climbers.
a difficult peak.
climbed steadily up the mountain.
the steep slopes.
The snow is unstable.
There could be an avalanche.
He had been completely buried.
his avalanche transceiver.
He began to dig desperately.
His friend was unconscious.
Murat would recover fully.
Gramer notu
Past perfect continuous ve third conditional
Bu hikayede past perfect continuous ve third conditional öne çıkıyor.
- Past perfect continuous (geçmişte bir süredir devam eden): They had been climbing together for fifteen years. / It had been snowing heavily during the night. / He had been climbing long enough to know the danger.
- Third conditional (geçmiş hayali): If you had panicked, I would have died. / You would have done the same for me.
- Passive + past perfect: He had been buried under the snow.
Ne kadar anladın?
6 kısa soru. Cevabını seç, hemen doğrusunu gör.


